Duyma ve konuşma engellilere özel işaret dili 16. ve 17. yüzyıllarda Osmanlı sarayında yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bir rivayete göre de Kanuni Sultan Süleyman’ın engelli olmayan saray görevlilerini de bu dili kullanmaya teşvik etmesiyle işaret dili öne çıkmıştır.

II. Abdülhamid’in 25 Haziran 1889’daki açılımıyla ilk işaret dili okulu açılırken 25 öğrencisi ile tam olarak okul formatındadır. Üniformaları olan öğrenciler aynı zamanda vapur ve tramvaylara da ücretsiz binmeyi hak etmişlerdir.

Padişahın bu mektebin kalıcı bir binaya dönüşmesi hususundaki çalışmaları ile memur maaşlarından yüzde 1 kesinti yapılmasına gidilirken, kendisi de 1000 lira bağışlayarak kampanyaya öncülük etmiştir.

Ancak padişahın tahttan indirilmesinden sonra işaret dili okulu için toplanan paralar başka şekillerde kullanılmıştır. Bu nedenle de duyma ve konuşma engellilere yönelik işaret dili okulunun ilk adımları Osmanlı zamanında atılsa da ne yazık ki kalıcı bir binaya kavuşulamamıştır.

İşaret Dilinin Osmanlı’daki Gelişimi

işaret dilinin osmanlıdaki önemi

İşaret dili 16. ve 17. yüzyıllarda Osmanlı sarayında yaygın olarak kullanılırken bir rivayete göre de sessiz bir şekilde sadece işaretlerle konuşulmasını uygun bulan Kanuni Sultan Süleyman’ın dilsiz olmayan saray görevlilerini de bu dili öğrenmeye mecbur etmesi oldukça etkili olmuştur.

Konuşma ve duyma engelliler, sarayın Enderun denilen ve padişahın çalışma ofislerinin bulunduğu kısımda, Fatih Sultan Mehmet zamanında başlayarak hızla istihdam edilmeye başlanmıştır.

Enderun’un yanı sıra Birun’da da kapıcılar ve infaz memurları sağır dilsizlerden oluşmuştur. Bunun amacı ise diğer şahıslarla irtibat kurulmasını engellemek, gizliliği sağlamak ve rüşveti engellemek için olduğu bilinen bir gerçektir.

Sultan II. Osman ise işaret dilini çok iyi düzeyde öğrenen ilk padişahtır. Devlet ve diğer özel işlerin görüşüldüğü toplantılarda padişah başkalarının anlamasını istemediği gizli bir şey söylemek istediğinde bunu işaret diliyle anlatarak koruma ve gizliliği sağlayabilmiştir.

Padişahla birlikte gezilere katılan duyma ve konuşma engelliler padişahın gezilerinde halka para dağıtır, gizli emirlerini tebliğ eder ve cellatlık yaparak mahkumun feryatlarını duymadığı için görevlerini ifa ederlerdi.

Geçmiş dönemlerde tıbbi bilgilerin yetersizliği nedeniyle sağır ve dilsizlerin bu sorunlarının kaynağı ve derecesini tespit etme ve iletişim kurma gibi konularda yeterli bilgi bulunamamıştır.

Daha sonraki yıllarda tıbbi gelişmelerin artması ve meydana gelen gelişmeler neticesinde engelliler özel bir eğitimle işaret dili öğrenerek özel bir iletişime kavuşmuşlardır.

Görme ve konuşma engelliler kendilerine verilen eğitim, görev ve sorumluluklar ile Osmanlı Devleti’nin her bünyesinde devletin yıkılmasına kadar önemli roller oynamışlardır.

Bu anlamda, bu süreçlere işaret dilinin öğretilmesi ve geliştirilmesi oldukça önemli katkılar yapmıştır ve günümüzdeki işaret dili için önemli bir kaynak ve başlangıç olmayı da başarmıştır.

Liza Frier
Editör

Webional'de editör ve blogger

Yorum Ekle