Girişimcilik

Sam Berns’in Mutlu Yaşam için Felsefesi

Sam Berns TEDx Konuşması Türkçe

Herkese merhaba. Ben Sam, 17 yaşıma yeni girdim. Birkaç yıl önce,
lisedeki birinci yılım öncesinde Foxboro Lisesi’nin bando takımında
trampet çalmak istiyordum.

Bu gerçekleştirmem gereken bir hayaldi. Ancak trampet ve düzeneğinin toplamı yaklaşık 18 kilogram ağırlığındaydı ve progeria denen bir hastalığım var.

Size bir fikir vermesi için şunu söyleyebilirim, yaklaşık 23 kiloyum. Yani uygulama açısından, normal büyüklükte bir trampeti taşıyamazdım.

Bu yüzden bando şefi beni devre arası gösterilerinde sabit vurmalı çalgıları
çalmakla görevlendirdi. Sabit vurmalılar da eğlenceliydi.

Aralarında bongo, timpani, timbale,ve çan gibi çok hoş olan,ek vurmalı çalgılar vardı. Eğlenceliydi ama bir banyo yürüyüşü olmaması
benim için üzücüydü.

Yine de hiçbir şey beni devre arasında yürüyüş bandosuyla trampet çalmaktan alıkoyamazdı.

Ailem ve ben, daha hafif ve taşıması benim için daha kolay olacak bir trampet düzeneği tasarlamak için bir mühendisle birlikte çalıştık.

Kesintisiz çalışmalardan sonra yaklaşık olarak,yalnızca 3 kilo ağırlığında
bir düzenek oluşturduk.

Size progeria ile ilgili biraz daha bilgi vermek istiyorum. Şu an tüm dünyada sadece yaklaşık 350 çocukta var.

Oldukça ender ve şu etkilere yol açıyor:

Gergin bir cilt, kısıtlı büyüme, kilo alımında eksiklik,ve kalp hastalığı…

Geçen yıl annem ve içinde bulunduğu bilim insanları ekibi başarıya ulaşan ilk Progeria Tedavi Çalışması’nı yayımladı ve bu nedenle NPR benimle bir röportaj yaptı.

John Hamilton bana şunu sordu: “İnsanların seninle ilgili bilmesi gereken,en önemli şey ne?”

Benim yanıtım yalnızca çok mutlu bir yaşamım olduğuydu. Yaşamımda çoğunu progerianın getirdiği birçok engel olsa d ,insanların benim adıma kötü hissetmesini istemiyorum.

Sürekli olarak bu engelleri düşünmüyorum ve çoğunun üstesinden gelme olanağım var. Bugün mutlu bir yaşam için olan felsefemi sizinle paylaşmak için buradayım.

Bana göre bu felsefenin 3 yönü var. Bu meşhur Ferris Bueller’dan bir alıntı.

Felsefemin ilk yönü şu, denesem de en sonunda yapamadığım şeyler
benim için sorun değil, çünkü yapabildiğim çok şey var.

İnsanlar bazen bana “Progeria ile yaşamak zor değil mi?” veya “Gün içinde progerianın getirdiği hangi zorluklarla karşılaşıyorsun?” gibi sorular soruyor.

Şunu demek isterim ki progeria hastalığım olsa da,zamanımın çoğu progeria ile hiç ilgisi olmayan şeyleri düşünerek geçiyor. Bu engellerin olumsuz yanlarını yok saydığımı kastetmiyorum.

Uzun bir mesafeyi koşamadığımda,veya hız trenine binemediğimde,neyi kaçırdığımı biliyorum. Ama bunun yerine, izcilik, müzik, çizgi roman veya desteklediğim Boston takımları gibi meraklı olduğum şeyler yoluyla yapabildiğim etkinliklere odaklanmayı tercih ediyorum.

Evet, öyle. Yine de bazen bir şey yapmak için bazı düzenlemeler yaparak farklı bir yol bulmam gerekiyor ve bunları “yapabileceklerim”
sınıfına eklemek istiyorum.

Biraz önce trampet hikayesinde gördüğünüz gibi. Burada birkaç yıl önce,devre arasında Foxboro Lisesi Bando Takımı’yla,Örümcek Adam müziğini çaldığım bir video var.

Teşekkürler. Pekâlâ, pekâlâ. Çok hoştu ve bandoyla birlikte trampet çalma hayalimi gerçekleştirebilmiştim.

Tüm hayallerimi gerçeğe dönüştüreceğime inanıyorum.,Umarım bu bakış açısıyla siz de hayallerinizi gerçekleştirebilirsiniz.

Felsefemin sonraki yönüyse çevremde birlikte olmak istediğim insanlara yer vermek, üstün nitelikli insanlara.

Beni her zaman, yaşamım boyunca destekleyen harika bir ailem olduğu için çok şanslıyım.

Okulda çok yakın bir arkadaş grubum olduğu için de şanslıyım. Biraz sersem ekibiz çoğumuz bando seven inek tipler ama birbirimizin arkadaşlığından keyif alıyoruz ve gerektiğinde birbirimize yardım ediyoruz.

Birbirimizin özünü, kişiliğini sevdiğimizden arkadaşlık ediyoruz. Bu fotoğrafta boş boş takılıyoruz.

Lisede üçüncü sınıftayız ve ekip olarak artık daha küçük bando üyelerine yol gösterebiliyoruz.

Bando gibi bir ekip içinde olmakla ilgili sevdiğim şeyse birlikte yaptığımız müziğin gerçek, özgün olması ve iyi anlamda progerianın yerini alması.

Müzik yaptığım için iyi hissederken onunla ilgili endişelenmeme gerek olmuyor.

Bir belgesel yapmış, birkaç kez televizyona çıkmış olsam da beni zirvede hissettiren şey, her gün etrafımda olan insanlarla beraber olmak.

Onlar yaşamımda gerçek anlamda olumlu etkilere yol açıyor. Ben de onların yaşamında olumlu bir etkiye yol açabildiğimi umuyorum. Teşekkürler, gelmek istediğim asıl nokta şu, umarım siz de ailenizi, arkadaşlarınızı, -erkekler adına söylersek- biraderlerinizi, sevip onların değerini biliyor ve size rehberlik edenleri, çevrenizdeki insanları, takdir ediyorsunuzdur.

Çünkü onlar günlük yaşamın gerçek bir yönü ve dikkate değer, olumlu bir etki yapabiliyorlar.

Felsefenin üçüncü yönü; ilerlemeye devam etmek.

Bu Walt Disney adıyla tanıyor olabileceğiniz birinin sözü ve en sevdiğim alıntılardan biri.

Sürekli sabırsızlıkla beklediğim bir şeyin olması için çabalarım. Yaşamımı zenginleştirmek için uğruna mücadele edeceğim bir şey. Büyük bir şey olması gerekmez.

Bir sonraki çizgi romanın yayımlanmasını beklemek, büyük bir aile tatiline çıkmak veya arkadaşlarımla takılmaktan lisenin sıradaki futbol maçına gitmeye kadar her şey olabilir.

Tüm bunlar bir şeylere odaklanmamı önümde parlak bir gelecek olduğunu fark etmemi ve geçirdiğim bazı zor zamanları atlatmamı sağlar.

Bu düşünce şekli gelecek odaklı düşünen bir ruh hâli içinde kalmayı da içeriyor.

Kendi adıma kötü hissedip boşa enerji harcamamak için çok çabalıyorum çünkü öyle yaparsam mutluluğa veya başka bir duyguya hiç yer olmayan bir paradoks içinde sıkışıp kalırım.

Bu kötü hissettiğimde bunu görmezden geliyorum anlamında değil,,bunu bir anlamda kabul ediyorum, o hissi içeri alıyorum ki böylece bunu kabullenip, onu geçip geride bırakmak için gerekeni yapıyorum.

Küçükken dünyayı daha iyi bir geleceğe doğru fırlatabilecek bir mühendis olmak, bir mucit olmak isterdim.

Bu belki de benim lego sevgimden ve onları dizerken sahip olduğum kendimi ifade etme özgürlüğümden geliyordu.

Bu bana eksiksiz ve iyi olduğumu hissettiren ailem,ve bana yol gösteren kişilerden de kaynaklanıyordu.

Bugün tutkularım biraz değişti,,biyoloji alanına girmeyi istiyorum. Belki hücre biyolojisi, genetik, biyokimya,veya onun gibi her şey olabilir.

Buradaki Ulusal Sağlık Enstitüleri müdürü olan arkadaşım Francis Collins, bu da geçen seneki TEDMED’de sohbet ederken, ne olmayı seçersem seçeyim dünyayı değiştirebileceğime inanıyorum.

Dünyayı değiştirmeye çabalarken de mutlu olacağım.,Yaklaşık dört yıl önce HBO ailem ve benimle ilgili “Life According to Sam” adlı bir belgesel çekimine başladı.

Harika bir deneyimdi ama dört yıl oldu. Herkes gibi benim de birçok şeye karşı bakış açım değişti ve umarım ki potansiyel kariyer seçimim gibi olgunlaştı.

Yine de bu sürede kimi şeyler aynı kaldı. Düşünce şeklim ve yaşama yönelik felsefem gibi. Filmin bu felsefeyi somutlaştırdığını düşündüğüm ve daha ufak hâlimin olduğu bir parçasını size göstermek istiyorum.

Bunu daha çok genetiksel anlamda biliyorum. Yani şu an benim için bunun
somut anlamı daha az.

Önceleri tüm bunları yapmaktan beni alıkoyan da buydu, diğer çocukların ölümüne, herkesin stresli olmasına yol açması.

Şimdiyse benim için bu hücrelerin yapısını zayıflatan olağan dışı bir protein.

Demek istediğim, bu benim üstümdeki bir yükü alıyor çünkü artık progeriayı varoluşun bir parçası olarak düşünmek zorunda değilim.

İyi sayılır, değil mi? Teşekkürler. Gördüğünüz gibi
yıllardır bu şekilde düşünüyorum.

Ancak hiç felsefemin tüm bu yönlerini bir anda test etmek zorunda kalmamıştım, ta ki geçen ocak ayına dek.

Oldukça hastaydım, akut bronşit olmuştum ve birkaç gün hastanede kaldım, yaşamımdaki beni ben yaptığını düşündüğüm ve bana kişiliğimi veren tüm yönlerden ayrı kalmıştım.

Ama iyileşeceğimi bilmek, tekrar iyi hissedeceğim zamanı sabırsızlıkla beklemek, ilerlememe yardımcı oldu.

Bazen cesur olmam gerekti ve bu her zaman pek kolay olmadı. Bazen bocaladım, kötü günlerim oldu ama cesur olmanın kolay olması gerekmediğini fark ettim.

Bence ilerlemeye devam etmenin esas yolu da bu.

Sonuç olarak, kendi adıma kötü hissederek boşa enerji harcamıyorum.

Çevremde birlikte olmak istediğim insanlara yer veriyorum ve ilerlemeye devam ediyorum.

Umarım hepiniz bu felsefeyle,,önünüzdeki engeller ne olursa olsun çok mutlu bir yaşama sahip olabilirsiniz.

Durun, bir saniye, küçük bir önerim daha var. Mümkünse hiçbir partiyi kaçırmayın.

Yarın gece okula dönüş dansı var ve ben de orada olacağım.

Çok teşekkürler….

Sam Berns’in ilham verici hayat hikayesi gerçekten de etkileyici, siz ne düşünüyorsunuz? Aslında hayatımızı gerçekten fazla da zorlaştırmıyor muyuz özellikle bir progeria hastasına göre..?

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı