Meksika Uyuşturucu Savaşı, 2006’da hükümetin uyuşturucu kartellerine karşı düzenlediği askeri operasyonlar ile başladı. Uyuşturucu kartellerinin orduyla çatışması sonucu on binlerce Meksikalı hayatını kaybetti.

İlk Uyuşturucu Kartelleri

Meksika, Amerika Birleşik Devletleri ile güneyde kara sınırı olan tek devlettir. Bu durum Kolombiyalı uyuşturucu kartellerini Amerika’ya kara yoluyla uyuşturucu göndermek etmek için Meksika sınırını kullanmaya itmiştir.

Meksika’nın ilk büyük uyuşturucu karteli 1980’lerde Miguel Ángel Félix Gallardo tarafından kuruldu. Felix’in Guadalajara Karteli bünyesinde pek çok Meksikalı suç baronunu bulunduruyordu.

1980’lerden itibaren Kolombiya Kartellerinin uyuşturucu ticaretinde kullandığı deniz yollarına operasyonlar yapılmaya başlandı. Karayip Denizi üzerinden yapılan uyuşturucu kaçakçılığına büyük darbe vuruldu. Yeni gelişmeler Meksikalı organize suç örgütlerinin karını inanılmaz ölçüde arttıdı. Artık Amerika’ya uyuşturucu sokmak isteyen herkes için tek seçenek Meksikalı Uyuşturucu Kartelleri ile işbirliği yapmaktı.

Amerika ile olan 3,200 kilometrelik kara sınırının getirdiği bu büyük avantaj sayesinde Meksikalı Uyuşturucu Kartelleri uyuşturucu piyasasını kontrol etmeye başladılar. Kolombiyalı Kartellerin karı ve etkinliği azaldı.

1989 yılında Felix Gallardo ve ortaklarının tutuklanmasından sonra Guadalajara Karteli’nin yönetim organizasyonu çöktü. Ancak Kartelin kalıntıları olan suç grupları faaliyetlerine devam ettiler. ABD ve diğer ülkelere uyuşturucu tedarik ederek büyümeyi sürdürdüler. Yeni büyük karteller ortaya çıktı. “Juarez, Tijuana ve Sinaloa Kartelleri” uyuşturucu ticaretinden milyarlarca dolar kar elde ettiler.

Michoacan Operasyonu

Meksika’nın Michoacan Eyaleti metamfetamin üretimin merkezi olarak bilinmektedir. Özellikle Lazaro Cardenas’a limanı uyuşturucu kaçakçılığı için kilit rol oynamaktadır. Çünkü hem eyalette hem de eyalet dışında üretilen uyuşturucular bu liman üzerinden gönderilmekterdir.

2006 Başkanlık Seçimlerinde Felipe Calderon tartışmalı bir kampanyanın ardından iktidara geldi. Calderon, Amerika ve Kanada ile birlikte hareket ederek uyuşturucu ticaretine darbe vurmayı planlıyordu. Seçimi kazandıktan hemen sonra 6.500’den fazla askeri Michoacan eyaletine yerleştirdi.

Merida Girişimi

meksika uyuşturucu savaşları

Amerika Birleşik Devletleri, Orta ve Güney Amerika ülkelerine uyuşturucu ile mücadele de destek olmak amacıyla Merida Girişimi’ni başlattı.

2.9 Milyar dolarlık bu yardım paketi çoğunlukla askeri ekipman ve donanım için harcandı. Askeri eğitim ve suç önleme programları da bu fon sayesinde desteklenmiştir.

Uyuşturucu Kartelleri ile Mücadele

el chapo meksika uyuşturucu savaşları

Calderon’un başkan seçilmesinden bir yıl sonra Gulf Karteli’nin liderlerinden Osiel Cardena Guillen yakalandı. 20.000’den fazla asker ve federal polis ülke çapında uyuşturucu ile mücadele için görevlendirildi. Kurumsal yolsuzluklar sebebiyle 284 federal polis görevden alındı.

2008’den itibaren Uyuşturucu Kartelleri üst seviye polis yetkililerini hedef almaya başladı. 2008 Mayısında Organize Suçlar Direktörü Roberto Velasco Bravo, Meksika Federal Polis Şefi Edgar Eusebio Millan ve Polis Teşkilatı Komutanı Esteban Roble Espinosa başkentte öldürüldüler. 15 Eylül 2008’de ise Morelia’da Bağımsızlık günü kutlamalarında kalabalığa el bombaları atıldı. Sekiz kişi ölürken yüzden fazla kişi yaralandı.

Uyuşturucu Savaşı’nın başladığı Michoacan’da soruşturmalar devam ettikçe geniş çaplı yolsuzluklar da ortaya çıkmaya başladı. La Familia Karteli’nin kendilerini ve uyuşturucu nakliyatlarını güvence altına almak için yerel politikacıların kampanyalarına maddi destekte bulunduğu ortaya çıktı. Yapılan soruşturmalara cevap olarak La Familya, on iki federal polis memurunu öldürüp cesetleri Michoacan otoyolunun kenarına bıraktı.

Başkan Calderon’un uyuşturucu operasyonları Kasım 2008’de üst düzey devlet yetkililerinin öldüğü uçak kazasından sonra sekteye uğradı. Meksika İçişleri Bakanı Juan Camilo Mourino ve Başsavcı Jose Luis Santiago Vasconcelos da ölenler arasındaydı.

2012’de ülkedeki yüksek işsizlik ve kartel savaşlarının neden olduğu şiddet olayları sebebiyle hükümet ağır eleştiriliyordu. 1 Aralık’ta Enrique Peña Nieto seçimleri kazanarak yeni başkan oldu. Ülkedeki uyuşturucu savaşları tüm şiddeti ile devam etmekteydi. Nieto, Kartelelere karşı yapılan operasyonların süreceğini açıkladı.

22 Şubat 2014’te Sinaloa Karteli’ni liderlerinden “El Chapo” lakaplı Joaquin Guzman yakalandı. Bu önemli bir başarıydı çünkü Sinaola Karteli, Meksika’nın en büyük uyuşturucu kaçakçısı haline gelmişti. Ancak bir yıl sonra Guzman, 1.5 kilometrelik bir tünel kazdırarak kaçmayı başardı. Meksika güvenlik güçleri 2016’da Sinaloa’da Guzman’ı tekrardan tutukladı.

Kartel liderleri art arda yakalansa da uyuşturucu savaşı hala sürüyor. Bunun en temel sebebi olarak da kartellerin tek merkezli yapılar olmaması gösteriliyor. Bir karteli oluşturan birden fazla grup var ve liderleri yakalansa da faaliyetlerine devam ediyorlar.

Sinaloa Karteli zayıflasa da hala varlığını sürdürüyor. Gulf Karteli ve Los Zetas aynı şekilde küçük gruplara bölünseler de suç hayatlarına devam ettiler. 2010 sonrası yükselen Jalisco Yeni Nesil Karteli ise bu süreçte Meksika’nın en güçlü Karteli haline geldi.

Liza Frier
Editör

Webional'de editör ve blogger

Yorum Ekle